RA

 

İ.RAMİ AYDIN

41 Broadleas Park

Devizes, Wilts. SN10  5JA

ENGLAND

Tel: ..-44-(0)1380-722719

 

e-mail : Rami.Aydin@btinternet.com

            “My Bridge Book”

Web :  www.rami.aydin.btinternet.co.uk

 

 

 

E-mail  :  disardan.turkiye@btinternet.com

Web  :  http://www.Disardan-Turkiye-Ingiltere.co.uk

 

 

ANA SAYFA // HOME PAGE  // INDEX PAGE

 

Bu sayfanın yazılması : Mayıs.2004 -- ve sonra.

Alanın son gözden geçirilmesi : 15.Aralık.2004

Bu tarihten sonrası yazılacak…….

 

 

DIŞARDAN TÜRKİYE

GÖZLEMLER, YORUMLAR, GERÇEKLER

 

(( Turkey :  a view from outside with observations, comments, facts ))

---------------------------------

 

İNGİLTERE ve İNGİLİZLER

 

(( ABOUT England and  English People ))

 

 

 

ANA BÖLÜMLER ‘ e  GİT :

ÖNSÖZ

 

Uzun zamandır tasarladığım ve Mayıs.2004 den sonra da yazımını hızlandırdığım bu İnternet alanımı Aralık.2004 ortalarında yayınladım ve son gözden geçirmeyi de 15.Aralık.2004 de yaptım. Bu tarihten sonraki eklemeleri ilgili oldukları bölüm ve kısımlarda yeni tarihlerini göstererek daha sonra yapacağım.

          Niyetim 23 senedir yurt dışında yaşayan fakat Türkiye ile ilgisini hiç kesmemiş, senede 3-4 defa da ziyaret eden bir yurtsever olarak bu seneler boyunca gördüğümüz, izlediğimiz, okuduğumuz, yorumladığımız olayların bu tarihe kadarki dışardan görünüşünü anlatabilmek. Bunlarla ilgili gerçekler varsa onları da görmeğe çalışmak, araştırmak. Gazete haberlerinden, köşe yazarlarından aktarmalar yaparak eski ve yeni durumların bir karşılaştırmasını ortaya koyabilmek; verilen istatistikleri toparlayarak da nereden nereye gelinmiş olduğunu gösterebilmek, hatırlıyabilmek, hatırlatabilmek. Yani; kendi görüş ve yorumlarımı da ekliyerek,  basit şekli ile ve tarih sıralaması yapmadan bir çeşit kronoloji gibi bir şey ortaya koyabilmek.

          Bu arada da yaşadığım yabancı ülke İngiltere’nin ve vatandaşlarının ne ve nasıl olduklarını kendi görüşüme göre anlatabilmek; bizimle ilgili bazı konulardaki görüşlerini de aktarabilmek.

 

 

Bazı sözler, rakamlar, olaylar tek başlarına şaşırtıcı, inanılmaz olabilirler ama biraraya geldiklerinde iyice ürkütücü, şoke edici olabiliyorlar.

 

Bilindiği gibi

“Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür =

 İnsan hafızasının unutma zayıflığı / güçsüzlüğü vardır.”

 

Ne yazık ki bizler bunu tedavi etmeyiz ve bazıları da bunu kendi çıkarlarına çok güzel istismar ederler. Onun için “Hatırlıyalım bakalım, neler göreceğiz.” diye düşündüm.

 

İşleyeceğim konular şu tabloda gördüğünüz gibi olacak. Bunlar için yaptığım etraflı ve kullanımı kolay linkleri / bağlantıları da en aşağıdaki tabloda vereceğim.

 

Kendimi tanıtma

Genellikle kadınların eğitimsiz bırakılması

Politika

Günün konuları

Müslüman ülkelerin geri kalmışlığı üzerine

Türkçe

 ve Diğer Lisanlar

Türban, Din

Eğitim, Kültür, Toplum. ---  Bilgisayar  =  Kompüter

Osmanlı

Ekonomiden notlar

İngiltere ve İngilizler

Siz yorumlayın

Köşeli yumurtalar.

-- Her bölümde olabilir

İyi şeyler de var

 

 

 

Seneler boyunca epey yazı yazıp, görüş ve yorumlarımı kendi bilgim çerçevesinde açıkladım. Bunları bir çok kişi ve yazara gönderdim ama çoğu perde arkasında kaldı. Yazdığım İngilizce Briç kitabından da kişi ve kulüplere gönderdim ama onlardan da bir ses çıkmadı. Kompüter / Bilgisayar konularındaki bazı İngilizce yazılarım burada yayınlandı; ücretsiz verdiğim Türkçe yazılarım ise 1994-96 senelerinde Türkiye’deki bir kompüter / bilgisayar dergisinde devamlı yayınlandı ama sözlü veya yazılı bir teşekkür alamadım.

          Galiba biz “Teşekkür ederim” demeği küçüklük sayan, onuruna yediremiyen bir kişiliğe sahibiz. İngilizler ise hemen her şekilde / durumda “Teşekkür ederim” demeği bir gereklilik sayarak bunu bir ağız alışkanlığı haline getirmişler. Ki bu da bazı durumlarda bir yapmacıklık hissi veriyor.

 

 

Beğendiğim, severek, hattâ saygı duyarak okuduğum pek çok yazarımız ile iftihar ederim. Hele yabancı bir ülkede iken geri kalmış denilen, devamlı dışlanan değil de bilgili, kaliteli insanlara sahip bir ülkenin mensubu olarak görünmek ayrı bir tatmin ve iftihar duygusu veriyor.

 

Diğer taraftan eskiden beri takip ettiğim, makul ve mantıklı olduklarına inanmış olduğum bazı yazarların yeni tutumları da beni şaşırtmıştır. Sanki devrilip gitmiş olanların özlemini çekiyorlarda kendilerini  “Yeminli Muhalif” ilân etmişler ve AKP hükümeti ne yaparsa yapsın tenkit etmek boyunlarının borcu imiş gibi davranmaktalar. Evet tenkit edin, hattâ tenkit etmezseniz biz size kızacağız ama biraz da insaflı olun; arada bir de “Bravo, iyi yaptınız” deyin. Iskalanan 500 senenin, ıskalanan 50 senenin, ve bilhassa son 20-30 senenin iktidarsız koalisyonlarının bütün beceriksizliklerini, eksikliklerini, yanlışlarını da sanki bunlar yapmışlar ve hâlâ da çare bulamıyorlar ve siz “Bu niye böyle, buna niye bir çare bulmadınız? ” diye bunları suçlüyorsunuz. Eski ile ilgili ve o ilgiden dolayı da hâlâ devam eden  problemleri eskilere sorun, HESAP SORUN, unutmuş gibi olmayın ve sonra bunlar da ayni yanlışları yaparlarsa bunlara da HESAP SORALIM.

          Bakın bu adamlar ne kadar çok şey değiştirdiler, ne kadar çok iyileştirmeler getirdiler kısa bir zamanda. Kanunlar yönünden, Devlet organlarının yapısı yönünden, AB yönünden; Dünya ve dünya liderleri ile ilişkiler yönünden, Demokrasi / Söz / Fikir / Yazı özgürlükleri yönünden, istikrar yönünden, enflasyon / ekonomi yönünden vs. vs. ……..

 

 

 

İşte şimdi çeşitli konulardaki eski yazılarımı yazıldıkları şekil ile ve tarihlerini de işaret ederek, yeniler de ekliyerek burada toparlamak istiyorum. Yani, bu alanda göreceğiniz her yazının uzun veya kısa bir evveliyatı olabillir / vardır; tabiî ki sonrası da olacaktır. İçlerinde faydalı bilgiler de olduğuna inandığımdan ziyan olmasınlar, belki bir işe yararlar diye düşündüm.

 

Ne yazık ki 23 sene içerisinde toplanan görme, işitme, okuma sonunda oluşan not ve duygularım hiç de iç açıcı değil. Devamlı kötü haberler, kötü olaylar, kötü idareler sonucu Türkiye’nin ve milletin çoğunluğunun geldiği nokta DIŞARDAN BAKINCA pek parlak görünmüyor.

 

Olumsuzluk, kötülük, kalitesizlik, beceriksizlik, lâgarlık, eğitimsizlik / cahillik, hırsızlık, magandalık, cinayet, yolsuzluk, hortumculuk gibi konularda Dünya ölçüleri ile yapılan istatistiklerde Türkiye hep en tepelerde; fakat olumlu, başarılı ve iyi sayılacak konulardaki istatistiklerde de hep en aşağılarda.

          Sanki yolsuzluklar, rüşvet alıp-vermeler eski tabiri ile “ahvali adiyeden” olmuş ve bunları yapanlar “Aferin adama, bravo” denilerek takdir görüyorlar ve “dürüstlüğü, namuslu kalmağı” tercih edenler ise “aptallar sınıfına” giriyorlar

          Bu neden ve nasıl böyle oldu; kimler bizi bu hale getirdi, bu dışardan da görülüyor ama belki de bütün derinliği, açıklığı ile anlaşılamıyor, fakat vatandaş herhalde biliyor ve anlıyordur.

 

Acaba ihtilaller, muhtıralar; daha başlangıç hikâyeleri ile olumsuzluğa mahkum, zıt kardeşlerden oluşan, yıllarca süren devamlı acaip koalisyonlar, istikrarsız hükümetler, oligarşik bürokrasi / bürokratlar, başarısız ekonomik politikalar; bütün bunların sonucu olarak inanılmaz yolsuzluklar mı?

 

Yaşadığınız yabancı ülkedeki, gidip gördüğünüz diğer yabancı ülkelerdeki eski devirlerinden kalma ve şimdi de yeniden yaratılan zenginlik; eğitim, kültür, teknoloji, ekonomi iyileştirmelerini, mimarlık şahaserlerini ve bütün bunların her gün daha da iyileştirilmelerini gördükçe; buna karşılık da Türkiye’den hani nerdeyse devamlı üzücü haberler okudukça ensemiz de karardı, ruhumuz da karardı; karamsar olduk çıktık; eşin dostun yüzüne bakmağa utanır gibi olduk.

 

Önce, evvelki hükümet zamanında  okuduğumuz, bana göre çok çarpıcı ve de inanılmaz görünen 2 örnek vereyim : Kızılay ve Diyanet İşleri’nde usulsüzlük, yolsuzluk haberleri.

 

Kızılay fakir, fıkaraya, felâkete uğrayanlara el uzatmak, yardım etmek için kurulmuş ve vatandaştan bağış toplayan bir kurum. Kim olursa, hangi mevkide olursa olsun burada çalışmağı istemiş ve kabul etmiş kimselerin bir felâkete uğramış olanların, fakir fıkaranın, hattâ aç insanların hakkını, rızkını kötüye kullanacağını, ziyan edeceğini veya çalacağını benim aklım ve vicdanım kabul edemiyor. Diyanet de insanlara iyilik, doğruluk; insanları, milleti, ülkeyi sevmeği, şefkatli, yardımsever, doğru, açık-ileri fikirli, eğitimli, namuslu olmağı; hem bu dünyaya hem öbür tarafa lâyık olmanın yollarını öğretecek bir kuruluş ama ismi yolsuzluklara karışıyor; inanılır gibi değil..

 

BU OKUDUKLARIMIZ DOĞRU MU, EĞRİ Mİ PEK ANLIYAMADIK; AMMA BUNLAR SÖYLENTİ BİLE OLSA DUYULMASI BİLE KORKUTUCU. POLİS KURULUŞLARI İÇİN DE BİN BİR ÇEŞİT SÖYLENTİ VARDI. ŞİMDİLERDE DE MİT, YARGITAY -HUKUK-, EĞİTİM, SAĞLIK KURUMLARI HAKKINDA DOĞRU OLMAMASINI TEMENNİ ETTİĞİMİZ LÂFLAR, SORUŞTURMALAR.

 

 

Sanki usulsüzlük, uygunsuzluk, yolsuzluk karışmamıs hiç bir kurum, kuruluş kalmamış; “Aman börek bitmeden biz de bir pay alalım” anlayışı var. İyi olan kurumlar, insanlar da arada ezilip gidiyorlar, vatandaş da kendi haline terkedilmiş.

 

Bütün bunlar herhalde Ekonominin, paranın perişan edilmesinden ileri geliyor. Ve unutmayalım ki  

 

“Aç ve işsiz insan her şeyi yapabilir ve bu insanları istenen yön, ideoloji ve kötülüğe yöneltmek çok kolaydır. ‘Kaybedeceğim hiç bir şey yok, ancak kazanacağım olacak’  diyecektir. Hele ‘Biri yer, biri bakar’ durumu yaratılmış ise.”

 

 

Görünüş o ki, sanki “Çivisi çıkmış” tabir ve tarifini kullanmak istiyorsunuz. Türkiye’yi oluşturan ve ayakta tutan tahtalar sanki tamamen çürümüş ve bu tahtaları birbirine bağlayan çiviler de iyice paslanmış. Darma duman olmak üzere. Allah’tan duam : “İnşallah öyle değildir, ben görüp anlıyamıyorum, ben yanılıyorum.”

 

Gemiyi batırmak üzere olanların çalıp çırptıkları, hortumladıkları ve yolsuzluklardan elde ettikleri de geriye alınamıyormuş. Toplumu çürütenler için ya dokunulmazlık oluyor, ya kanunların bir noktası veya virgülü eksik oluyor, ya tamamen sümen altına atılıyor ya da zaman aşımına uğruyormuş. Bütün bunlara inanmak mümkün değil, insanın havsalası almıyor. Yani bu yapı, bu kanunlar, bu düzen normal / namuslu vatandaş için değil de bu kimseleri korumak için mi hazırlanmış? Halbuki meselâ “Hırsız, kim olusa olsun hırsızdır” değil mi? Yok dokunulmazlık idi, yok zaman aşımı idi ne demekmiş? Bunlar suça göz yummak hattâ takdir etmek değil midir?

          Sanki; “Sen yolsuzluklara devam et; milletvekili olmağa bak yahut dokunulmazlık zırhı olan bir bürokrat, bir devlet görevlisi ol paçayı kurtarırsın.” diye bu gibi kimseleri teşvik ediyoruz. Yahutta diyoruz ki; “Soruşturma, muhakeme vs. işlerini süründürmeğe çalış, ya da ortadan kaybol bir müddet sonra zaman aşımı olur paçayı kurtarırsın.”

 

Her ne cinsten olursa olsun hafifi, ortası, ağırı “Suç suçtur”. Bazı Devlet etiketi taşıyan en ufak derecesinden en tepe noktalara kadar kişilere “Sana suç işleme hakkı tanıyoruz” denircesine kanunlar, talimatlar, nizamlar hazırlanmasını Demokrasiye, İnsan hak ve hürriyetlerine, en basit adalet anlayışına, normal mantık ölçülerine sığdırmak, kabul ettirmek mümkün değil. Ama asırlardır yapılmış ve hâlâ da yapıliyor.

          Ya normal vatandaşlar, zarar görenler ne olacak? “Onlar bizi ırgalamaz; Allah yardım etsin.”

 

Daha dokunaklısı da bu çeşit işlere ve yolsuzluklara isimleri karışanların bizzat kendileri veya kendi kurumları, olanlar anlaşılıp açıklanınca;

 

“Hemen araştırıp, inceleyeceğiz ve böyle bir şey varsa gereken işlem yapılacak, ilgililer acımasızca cezalandırılacak ve Devlet / Kurum bu lekeden kurtarılacak, yahutta haksız yere suçlandırılanların ismi temizlenecektir.”

 

diyeceklerine

“Ben / biz Devleti temsil ediyoruz; Devlet yaralanıyor” , “Devlet-Millet bütünlüğüne zarar veriliyor”, “Kurumumuz hırpalanıyor” , “Bu, içerden veya dışardan hazırlanmış bir komplodur”  gibi müdafaalar ve diğer bazı “Devlet ve kurum temsilcilerinin” de desteği ile olay için ya soruşturma izni verilmiyor veya örtbas edilip paçayı kurtarıyorlarmış.

 

Sanki bu “Yaralama, hırpalama, zarar verme”  işlemleri yolsuzluktan değil de bu yolsuzluğun ortaya çıkarılmasından.

 

Dokunulmaz zümrelerin yarattığı açıklar da halkın sırtına bindiriliyor ve bütçelerin galiba %80 e yakını borç ve faiz ödemelerine gidiyormuş. Bu şekilde bakıp görünce  “İç açıcı değil” değil mi?

 

Bütün bunları işitip, görüp, okuduktan sonra ister istemez iyi olan ile bir karşılaştırma yapıyorsunuz ve “Bizde niye böyle olmuyor?” diye soruyor, bir yürek sızısı ve daralması ile, bir utanç duygusu ile karamsarlığa, ümitsizliğe yuvarlanıyorsunuz.

 

Çok basit bir misal vereyim:

          Aralık.2004 içinde İngiltere’nin en kuvvetli, en otoriter, en güvenilir bakanlarından biri olan David Blunket (tam görme özürlü) bazı SÖYLENTİLER üzerine hem kendi ismini temizlemek hem içinde görev yaptığı hükümeti, hem de milletin güven duygularını, izzeti nefislerini korumak için istifa etti.

          Sebep 1) Gerçek karısı olmadığı halde beraber yaşadığı kadın için farkında olmadan £180 (yanlış değil sadece z seksen sterlin) değerinde bir tren biletinin parasının bakanlık bütçesinden ödenmiş olması. Emretmiş, istemiş değil; memurlar herhalde hakkıdır diye bu ödemeyi yapmışlar. Bu parayı hemen geri ödedi.

          Sebep 2) Bu kadından olan çocuğuna bakan “Çocuk bakıcısı” Filipinli kadının Avusturya için Vize talebinin normal sırasını bekliyeceği yerde hızlandırılmış olması. Ki bundan da haberi olmadığını, yani böyle bir şey istemiş, emretmiş olmadığını söylüyor. Avusturya büyük elçisi de “Bizden böyle bir talep olmadı, biz bize gelince normal işlemi yaptık.” diyor. Herhalde gene memurların işgüzarlığı.

 

 

Ama ülkemizde iyi insanlar da var, olmuş ve olacak iyi şeyler de var tabiî. Ne yazık ki bunlar kötülerin gümbürtüsünde kaybolup gidiyor. Bir bölümde de  İYİ’ den bahsedeceğim.

((“İyi şeyler de var” bölümüne bakın))

 

 

Burada peşinen söylemek isterim ki niyetim kişileri incitmek, hakaret etmek filan değil inandığım gerçekleri söyleyebilmek; mümkün olduğu kadarı ile bir durum tesbiti yapabilmek, acıtırcasına göze batan görüntülerden bahsetmek. Demokratikliği varsayılan bir ülkenin sade, normal bir vatandaşının fikirlerini açıklama hakkını kullanması. Bunun için bana kızıp hakaret, makaret gibi, Devlet memuruna saygısızlık gibi ağırlığı olmayan gerekçeler için beni mahkemelere vermeğe, hapse göndermeğe lütfen kimse kalkışmasın; yaşlıyım bu çeşit muameleleri kaldıramam. Kendisi gibi “By-pass” ameliyatı geçirdiğimden ve yaşlı da olduğumdan, Cumhurbaşkanı Sezer’den af dilenmek zorunda kalırım. İlgisiz ve gereksiz yere üzülen olursa da şimdiden özür dilerim.

          Eğer gerçekler birilerini incitiyorsa onların başlarını eğip, oturup düşünmeleri gerek.

 

Biz geldik gidiyoruz ama bugünkü ve yarınki Türkiye’nin yapıcılarını, devam ettirecek olanlarını düşünmek gerekiyor.

 

İtiraf etmem gerekiyor ki istikrarlı bir hükümet ve dinamik bir Başbakanla bir çok şeyler değişmeğe başladı gibi gözüküyor. Bunlara gelinceye kadar gerçekleştirilemiyen “Hak ve özgürlükler” yolundaki kanun değişiklikleri; sık sık bir başka ülkeyi ziyaretle sevgi, saygı kazanan, dostlar edinen, takdir toplayan bir kişilik; bu sayede “AB” yolunda en ciddi, samimi, devamlı ve başarılı adımlar atılması; Ekonominin düzelme yolunda görüntüsü; paramızın yeniden “Para” hüviyetine kavuşturulacak olması gibi konular. İyi başladılar ve şimdilik iyi gidiyorlar.

 

Eğer bunların uygulanmasında başarılı olunursa; en güzel / en ciddi pozitif bir eğitim  politikası ile bilhassa kız ve kadınlara da ağırlık vererek eğitilmiş ve kültürlü insanlar yetiştirme yolunda adımlar atılırsa; yolsuzlukların önlenmesi ve en kısa zamanda cezalandırılması, çalıp çırptıklarının HEMEN geri alınması sağlanırsa; vatandaşa aş ve iş imkânları yaratılırsa; ki bu hedefe varmada en büyük rolü oynayacak olan özel teşebbüse set çekilmez, çelme takılmazsa; “DOKUNULMAZLIK” denilen şey KİM OLURSA OLSUN BİR TEK KİŞİYİ BİLE DIŞARDA BIRAKMIYACAK ŞEKİLDE  “Dokunurluluk” haline çevrilirse; “Zaman aşımı” denilen saçmalık kaldırılırsa, sabit fikirlere, fanatizme kapılmazlarsa; vatandaş hak ve özgürlüklerine saygılı olurlarsa; vatandaşın gözü, kulağı, ağzı olan gazeteci ve yazarları suçlayıp duracaklarına onlara karşı toleranslı ve bilgi verici olurlarsa  bu partiyi ve kişileri kimse yenemez. Benim de bir tek oyum var ama o da onlarla olacaktır.

 

=======================================

=================================

 

 

Bu alanı hazırlamak epey zaman aldı ve belki de İnternet servisini sağlayanın otomatik olarak hazırlamak istediği ve format / şekil özelliklerinden yoksun alanı ve buna verdiği alan ismini istediğim şekle dönüştürebilmek için yeni ve başka bir alan hazırlamam gerekecek. Yeni bir alan hazırlamamı gerektirebilecek daha mühim mesele ise bana sağlanan bu servisin Türkçe’deki aksanlı karakterleri  (Â â ; Ç ç ; Ğ ğ ; İ ı ; Î î ; Ö ö ; Ş ş ; Ü ü  gibi)  yazabilme olanağını vermiyor olması

          Halbuki ben kendi hazırladığım bazı özel metodları kullanarak WORD yazılımında Türkçe’nin aksanlı karakterlerini İngiliz klavyesi kullandığım halde gösterebiliyorum / yazabiliyorum. Bu bakımdan WORD kullanarak yeni bir alan kurmam gerekecek.

          Ve şu andaki yazı ve şekil de bu yeni alanın deneme aşamasındaki başlangıcı oluyor.

 

Dediğim gibi, ben kendi buluşum olan değişik bir sistemle Türkçe; yani Türkçe’siz klavye ile Türkçe yazdığım için yukardaki aksanlı harflerimizi doğru bir şekilde görmiyebilirsiniz. Bunların içinde özellikle  ( Ğ ğ ; İ ı ; Ş ş )  sadece “Standard Karakter Setleri” nde değil “Genişletilmiş Karakter Setleri” nin pek çoğunda bile yoktur; ancak özel hazırlanmış setlerde vardır. Bu bakımdan  Ğ ğ = Ð ð  ye dönüşebilir;  İ ı = Ý ý  ye dönüşebilir ve   Ş ş = Þ þ  ye dönüşebilir; çünkü, kullanılan setler içinde ayni kod numaralarını taşıyan yerlere oturtulurlar. Diğer aksanlı karakterlerimiz ise başka bazı lisanlarda da bulunabildiğinden “Genişletilmiş Karakter Setleri” nde vardır ve muhtemelen onları aynen olduğu gibi görebilirsiniz.

          Yani ( Ğ ğ ; İ ı ; Ş ş ) karakterleri / harfleri yerine  ( Ð ð ; Ý ý ;  Þ þ )  gibi karakterler görürseniz  Internet Explorer” in  “Encoding” menüsünün Türkçe’yi göstermesini sağlayın.

 

Gazetelerden kopya ettiğim ve şimdi alanımda göstereceğim yazıların bir kısmında ise  ğ yerine g ”  ve  “ ı  yerine i ”  ve   ş  yerine s “  receksiniz. Bu Kompüterlerin kişiler seviyesine yeni yeni inmeğe başladığı zamanlarda ve hattâ daha sonraları da sizlerin Türkçedeki aksanlı karakterleri yazabilme olanağınızın olmaması ve mecburen yerlerine İngilizcedeki benzeri aksansız karakterleri kullanmanızdan ve bazan da Kompüterlerin / İşletim Sistemlerinin doğru yazılmış olanlarını, bilhassa kopyalama sırasında oldukları gibi değil de standard İngilizce benzeri karakterler olarak naklatmesinden ileri geliyor. Kompüterlerin çok çeşitli lisanlar için teknolojisi ancak zaman içerisinde ve parça parça / azar azar gelişti ve bugünkü mükemmel diyebileceğimiz seviyeye ulaştı.

          Bu değiştirilmiş karakterleri orijinal / esas oldukları karakter şekline dönüştürmem mümkün ama bu, binlerce - on binlerce harf için yapılacağında büyük sabır ve zaman istiyor;  o da bende yok. Onun için okuyucularımın böyle yazılar gördüklerinde, zaten alışık oldukları için anlıyacaklarından eminim. Umarım beni bağışlarlar.

 

 

 EK

UYARI

ALANIMIN YAYININDAN VE YUKARIDAKİ AÇIKLAMAMDAN BİR MÜDDET SONRA

 

Bazı okuyucularım Türkçenin bahsettiğim aksanlı karakterlerini bazı bölümlerde esas olmaları gerektiği gibi yani düzgün olarak gördüklerini ama bazı bölümlerde bazı karakterlerin başka harf olarak göründüklerini bildirerek farklılığın sebebini ve düzeltilip düzeltilemiyeceğini sordular. Yani bir çeşit yukarıda açıklamağa çalıştığım problemin görüntüsü.

    Dediğim gibi FONT setlerinin gelişmesi, sistemlerin daha yetenekli hale gelmeleri zaman içerisinde oldu. Bu bakımdan benim o yazıları yazdığım tarihler ve o tarihlerdeki yapı özellikleri; güçlük çeken okurların Bilgisayarlarının ne dereceye kadar yeni ve yetenekli oldukları; kullanılan işletim sistemlerinin değişikliği, kullanılan versiyonların farklılığı, kullanılan seçeneklerin farklılığı ve bunlar gibi daha pek çok sebepler şikâyet edilen durumu yaratıyor olabilir. Bunun en kestirme çaresi -ümit ederim herkes için çalışır-, bilhassa Windows XP ve bir-iki öncesinin yeteneklerinden istifade etmek.

    Karışıklık olan bölümde, yukarıda yazdığım gibi, “İnternet Explorer”in  “VIEW (görünüş)” menüsünde “ENCODING= Kodlama”’nin seçeneklerinden “TURKISH (Windows)” seçilirse o karakterlerin asıllarına / orijinal şekillerine dönüşmesi gerekir. Lütfen deneyin.

 

 

 

Sitemi / alanımı okuyan, araştıran olursa teşekkür eder; Virüs içermiyen öneriler ve ek bilgiler veren olursa onları da memnuniyetle karşılarım. Yalnız şunu hatırlatmak isterim : Dünya’yı sarıp, korkutan Virüs / Worm saldırılarına karşı hemen herkesin kullandığı Virüsden koruma programları, en ufak bir şüphe üzerine; hele hele bir attachment / ek varsa; birçok e-mail mesajlarını otomatik olarak, sizin haberiniz bile olmadan, imha ediyorlar. Benden bir haber alamazsanız sebep budur; lütfen yeniden deneyin; daha güvenli, daha sade bir yol deneyin, ek koymayın ve en mühimi sisteminizi iyi bir Virüs Programı ile yeniden tarayın, sizin haberiniz olmadan bir solucan sisteminize, adres defterinize girmiş olabilir.

 

Oldukça büyük bir alan olduğu için elde olmadan bazı yanlışlar, bazı aksaklıklar, bazı fonksiyon bozuklukları olabilir. Bunları haber verirseniz teşekkür eder düzeltmeğe çalışırım.

 

Kendilerine sormadan isimlerinden bahsettiğim, yazılarından alıntılar yaptığım kimseler lütfen bunu bir saygısızlık olarak değil de beğeni olarakrsünler. Bu hoşlarına gitmez de isterlerse onları yazılarımdan çıkarmağı düşünebilirim, ama mümkünse izin versinler de yazıların akıcılık ve dayanak olanakları bozulmasın lütfen.

 

Iyi günler dileklerimle.

 

=======================================================

=======================================================

 

 

((Briç ile de ilgilenenler varsa onlara yukardaki ilk / çerçeveli adres bölümümde verdiğim İnternet alanlarına bakmalarını tavsiye ederim. Yazdığım ve Kasım.1998 de baskısını yaptığım kitabımın tamamını orada bulacaklardır. Bedava tarafından çok faydalı bilgilerle beraber öneriler, püf noktaları (Tips and Tactics) bulacaklardır.

         Kompüter / Bilgisayar kullanımı ile ilgili bazı temel, pratik ve yardımcı konular hakkındaki yazılarım ise 1994 - 1996 yılları arasında Türkiye’deki BYTE dergisinde  ve İngiltere’de de bazı dergilerde yayınlandı. ))

 

 

Her yazı ucundan kenarından diğer her konu ve bölüm ile ilgili olabileceğinden; içlerinde diğer bölüm ve konular ile ilgili kısımlar bulunabileceğinden kesin bir konu ve bölüm ayırımı ve tasnifi yaparak ve bunlara kesin LİNK= BAĞLANTI’lar sağlayarak upuzun bir Fihrist yapmak / referans vermek pek uygun olmayacak diye düşünüyorum. Bu, okuyucuyu bir ayrı dosyadan / sayfadan diğer bir ayrı dosyaya / sayfaya atlatıp duracak ki, şahsen benim hiç hoşlanmadığım bir olay, sonunda nerde olduğunuzu, ne yaptığınızı, ne aradığınızı unutuyorsunuz ve geldiğiniz yeri kaybedip, konuyu da unutup oraya tekrar dönemiyorsunuz. Bu sebepten bu yolu kullanmıyacağım.

 

             En iyisi her yazımın başlığını bu şimdi okuduğunuz ANA SAYFA / HOME (Index) PAGE içinde aşağıdaki gibi bir tabloya almak ve bu tabloyu her bölümde tekrarlamak. Her tablonun içinde tekrarlanan her bölüme tekrar LİNK = BAĞLANTI verilince o bölüme / sayfaya /  konuya gitmek ve sonra gene ANA SAYFA’ ya dönüş yapmak, yahut istediğiniz başka bir bölüme / sayfaya / konuya gitmek çok kolaylaşacak.

             Her bölümün kendi içinde de bazı başlıklara link vereceğim ki ilgilendiğiniz, tekrar okumak istediğiniz yeri bulmak kolaylaşsın.

             Bu işlemler benim için biraz teferruatlı ama okuyucu için kolaylık.

 

ANA BÖLÜMLER

                (Link-Bağlantı yapılanlar  altı çizgili  mavi olanlar)

 

Ana Sayfa (Home Page, Index Page)

ÖNSÖZ

Kendimi tanıtayım -

İngiltere ve İngilizler

Türban nedir, ne değildir? -

İngiliz tanıdıkların bu konudaki yorumları

itim - Kültür - Toplum - Bilgisayar - Lisan.

Ve Türkçe

Osmanlı Hakkında

slüman ülkelerin geri kalmışlığı üzerine -

Genellikle kadınların eğitimsiz bırakılması -

Din

Ekonomiden notlar

Siz de yorumlayın - Sözler, Rakamlar, Olanlar

Köşeli Yumurtalar -- Her bölümde olabilir --

Siz neleri uygun görürseniz odur

İyi şeyler de var

 

BAŞA GİT

 

 

Bir öneri :

Havadan çekilenler de dahil bir Türk fotoğraf ustasının eserlerini

görmek isterseniz muhakkak    http://www.oguzmeric.com

adresini ziyaret edin. Adresi tıklarsanız ben sizi oraya götürürüm

İkinci öneri :

Eğer el yapması, sanat eseri resimleri severseniz bir tanıdık / İngiliz

arkadaşın tabiat ile eski İngiliz şehir ve yapılarından esinlenmiş sulu

boya eserlerinin sergilendiği  http://www.johnrixonart.com

adresine gidiverin; giriş ücretsiz, tıklama yeterli.

Üçüncü öneri :

Meşhur fotoğraf sanatçısı Yann Arthus-Bertrand’ ın

“The Earth from the air - 365 days”  kitaplarını görmedi iseniz

onun  http://www.yannarthusbertrand.com  alanını ziyaret edin.

Dünyanın hemen her köşesinden havadan çekilmiş bazan garip,

bazan çarpıcı, bazan şahane güzellikte ama hepsi de çok enteresan

ve yetenekli bir görüş açısının eseri olan fotoğraflara hayranlıkla bakın.

rdüncü öneri :

Hem Türkiye, hem de Dünya’nın pek çok yerleri ile ilgili resim ve

“MS Power Point Shows”  seyretmek, ayrıca enteresan çeşitli konuları

okumak, görmek isterseniz  Cem Yurtsev’in  cyurtsev@yahoo.com

adresine yazarak çalışmalarını görmek istediğinizi söyleyin.

Herhalde Sanal Grubuna dahil olmanızı önerecektir.

Beşinci öneri :

Hollanda’lı  Dick Osseman  Türkiye’nin hemen hemen her köşesini

gezmiş ve fotoğraflamış. Hazırladığı 8300 adetli fotoğraf galerisini

görmek isterseniz   http://www.pbase.com/dosseman  adresini

ziyaret edin.

 

=====================================================